Tatil Otelleri

Tatil Otelleri Tatil Yerleri Ve Tatil Turları İçeren Tatil Rehberi Sitesidir..

Kilyos

İki farklı atmosferde güneş, kum, deniz üçgenini sunan Kilyos, İstanbul’da oturanlar için Boğaza gitmek kadar yakın ve güzel, varılan hedef daha da güzel… İstanbul kent merkezi Taksim’e 35 km uzaklıkta, göz alabildiğince uzanan şifalı kumsala, temiz denize, temiz havaya 45 dakikalık bir yolculuk yapıyor, Kilyos’a ulaşıyoruz. Kent’e çok yakın, fakat çok farklı iki atmosfer yaşanan Karadeniz sahilinin incisi Kilyos İstanbul’da yaşayanların olduğu kadar dünyanın her yerinden gelen turistlere, huzur arayanlara, kendini güvende hissetmek, çılgınca eğlenmek, konser organizasyonlarını, çeşitli etkinlikleri takip etmek, kır lokantalarında piknik yapmak, isteyenlere ev sahipliği yapıyor. Hepsi bir yana, sahile vuran dalgalarla açığa yayılan deniz ve iyot kokusu, orman içi, göllere at gezileri yapma imkânı, yazlık villa alma hayalleri, balık, et, tavuk ızgara lezzetleri ve daha ne sürprizler barındıran Kilyos sahili, tüm randevu sahiplerinin buluştuğu yer sayılıyor. Amacınıza göre hareket ediyor günün veya akşamın istediğiniz saatinde Kilyos’da oluyorsunuz. Hafta sonu piknikçileri sabahın erken saatlerinde ailece yola düşüp plajın veya piknik alanlarının, kır lokantalarının en güzel yerinde yer kapmanın telaşı içindeler. Kilyos plajı gün boyu binlerce misafiri ağırlayacak kapasitesiyle herkese kucak açarken, engin kumsalın bir başka bölümünde yer alan beach clup akşam saatlerinde bile ziyaretçi akınına uğruyor. Kum kürüne müsait şifalı kumsala, vücudu kavurmayan, duş yapmaya bile gerek bırakmayan az tuzlu lacivert denize, gözlerin dinlenmesine neden olan ufuk hattına daha sonra tekrar dönmek üzere Kilyos’u gezmeye başlıyoruz. Kilyos’a gitmek için ya Sarıyer üzerinden, ya da Maslak istikametinde Bahçeköy geçişiyle ulaşabiliyoruz. Yolun tamamı asfalt. Maslak yolu daha serin, orman içi olması sebebiyle manzaralı, daha sakin, (Pazar hariç, Bahçeköy geçişi hariç) daha az trafikli oluşuyla tercih ediliyor. Rampa aşağı Kilyos yaklaşımı Zekeriya Köy geçişinde yer alan villalar, siteler, çiftlik evleri kentin nerelere kadar genişlediği hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyor. Yolun sağında ve solunda yer alan kır lokantalarının çokluğu yöreye ilgi gösterenlerin sayısının bir başka göstergesi sayılıyor. Lüks villalar geçiliyor Kilyos merkezine giriliyor. Baca gibi uzun, çevresini sarmaşıkların sarıp sarmaladığı tarihi su terazisini solumuzda bırakıp, bir başka tarihi yapıya Kilyos Kalesine çıkıyoruz. Kale aslında sivil ziyaretçilere kapalı, askeri bölge subay gazinosu sahası içinde yer alıyor.

Kilyos Kalesi : Kalenin yapım tarihi bilinmiyor, Sultan II. Mahmut zamanında restore edilmiş. Ortasında bir sarnıç bulunuyor. Yağmur yağdığı zaman sarnıçların dolması için su toplayacak bir sistem kurulmuş. Hicri 1197-1241 tarihinde Bahçeköy’e kadar tüm sarnıçlar bu dönemde imar ve restorasyon görmüş. Taş yapımı kalenin temizliği ile dikkat çeken kemerli, korunaklı muhafız bölümleri aynen korunmuş. II. Dünya savasında Boğazların korunması amacıyla Almanlar tarafından verilmiş 19.yy Krupp Kamalı çelik top kalenin burçlarında ki yerinden Karadeniz’i seyrederken, kale içinde 8 ayrı top sergileniyor. Kale kapısı üzerinde Sultan II. Mahmut tuğrası, her iki yanında iki savaş topu, karşısında kalenin ele geçirilişi şerefine o dönem dikilip günümüze ulaşan anıt çınar ağacı bulunuyor. 26 metre yüksekliğinde, 5,4 metre gövde çevresine sahip çınarın dikim tarihini gösteren tabelada 1460 yılı belirtiliyor.

Kilyos Çarşısı : Kale kapısından ayrılıp birkaç adım eski köy evlerini geride bırakıp yürüdüğümüz zaman tüm Kilyos manzarasına hâkim tepede konaklama tesislerinin kümelendiğini görüyoruz. Deniz tarafından çıkılan merdivenlerle veya araç yolu ile gelinen oteller tepesi, panoramik manzaraları ile hayranlık uyandırıyor. 50 adım da çarşının başındayız. Deniz yatakları, can yelekleri, mayoların denizle, piknikle ilgili tüm gerek simlerin karşılandığı dükkânlar, emlak ofisleri, butikler, ayaküstü veya oturmalı lokantalar, her şeyin gözler önünde cereyan ettiği, midye tava, çöp şiş, balık, tavuk, sucuk gibi iştah açıcı kokulara ve görsel lezzetlere sahip renkli çarşı, bir aşağı bir yukarı dolaşılıyor. Plaj kıyafeti ile gezenler, bisiklete, yeni moda motosikletlere binenlerle çarşı Güney sahillerini aratmıyor. Jandarma bölgesi sınırları içinde kalan bölgede tüm kalabalığa rağmen huzur kaçıracak olaya da rastlanmıyor. Boydan boya uzanan çarşı bitiminde koyu gölgeli, araç parklı çay bahçesi solda. İskele, kayıkhane, lokantalar sağda kalmak üzere iniyoruz. Yokuşun bitiminde önce plaja araçla gelenlere otopark, bitişiğinde Kilyos plajı yer alıyor. Tırmata Turistik Tesisleri adı altında hizmet veren (Eski Turban Otel) plaj sahasına ücret ödenerek girş yapabiliyorsunuz. Cankurtaran, güvenlik, doktorlu sağlık, temizlik hizmeti verilen plajda duş+wc+ kabinler kullanılabiliyor. Özel kabin kiralamak isteyenlerde belli bir fiyatı gösden çıkarmak zorunda. Plaj sahası içinde restoran, bar, büfe yer alıyor. Plaj 08.00 den 18.00 arası konuk alıyor akşam anonsu sonrası plajı terk ediş saati 20.00′yi buluyor. Şezlong ve semsiye için ücret ödemeniz gerek. Kilyos sahili devamında rüzgârsız tepelere sahip bölümün arkasında, çadır yeri kirası ödenerek kalınan kamp ve karavan sahası, kum kürü yapmaya elverişli, Tatlısu Kamping yer alıyor.

Kilyos Solar Beach : Kilyos plajının tam ortasında göze çarpan tesis İstanbul da gerçekleşen büyük organizasyonlara, dev konserlere ev sahipliği yapan Solar Beach. Gençlerin olduğu kadar, beyaz yakalılar olarak tanımlanan iş adamlarının, onların çalışma saatlerinde kendi başlarına gelen eşlerinin, ailelerin, iş yoğunluğundan uzun tatiller yerine yakın yerlere kaçış yapanların, trendleri, yenilikleri takip etmek isteyenlerin, araç ve motosiklet sahiplerinin ilgi gösterdikleri eğlence performans yeri. 30 bin metre karelik alanda hizmet veren solar Beach, Türkiye’nin en büyük özel plajı ve acık hava gösteri merkezi olma özelliğini taşıyor. Rock İstanbul, Pink, Gipsy Kings, Ömer Faruk Tekbilek konserleri gibi çeşitli etkinliklere ev sahipliği performans merkezi, gece gündüz aktiviteleri ile İstanbulluların buluşma noktası oluyor.

Çok önemli dip not : Deniz temiz, atık yok, kum plaj billur gibi parlak, kum kürüne faydalı. Kum deniz içinde de metrelerce devam ediyor. Fakat dalgalı havalarda Karadeniz asla güven vermiyor. Dalgalar deniz dibine kum yığıyor, bir süre sonra dip dalgalar getirdiği kumları geri götürüyor. Sığ seviyelerdeki tepelerin arkasında kuyu tabir edilen çukurlar, setler oluşuyor. Adım attığınızda yere basamıyorsunuz. Bu yüzden dalgalı havalarda açılmak tehlikeli ve rizikolu sayılıyor. Fırtınalı havalarda deniz yükseliyor kıyı şeridi değişime uğruyor, dalgalar aldığını açığa çekiyor.

Kilyosa nasıl gidilir?

35 km uzaklıkta yer alan Kilyos’a özel aracınızla gidiyorsanız Maslak yönünde yol alırken sola ayrılan sapakla ana yoldan ayrılıyorsunuz. Serin, manzaralı yol üzerinde 500 metre boyunca piknik ve deniz malzemesi satan tezgâhlar arasında gidiş gelişli iki şerit yolda ilerleyip tarihi su kemerleri yanından Bahçeköy ‘e geliyorsunuz. Zik zakla geçilen Bahçeköy’de, alış veriş için park eden araçların ve yolun dar olması gibi nedenlerle gereksiz yere trafik sıkışıklığı yaşanıyor. (Avrupa yakasından Kilyos’a gitmek için otoyol kullanmıyorsunuz, gişelerden geçmek için bekleme yapmıyorsunuz, feribot sırasına girmiyorsunuz, köprü turnikelerinde huniye girer gibi daralmıyorsunuz ama Bahçeköy geçişi beklemelere neden oluyor). Zekeriya Köy kavşağından sola dönen araçlar bir süre rampa iniyor. Bu bölümler yazlıklar, çiçek satıcıları, bahçe düzenleyicileri, kır lokantaları ile geçiliyor ve Kilyos meydanına ulaşılıyor. Kilyos’un Sarıyer’den uzaklığı ise sadece 12 km. Kilyos girişinde yer alan Şömine Restoran bahçesinde bekleyen atlara binerek orman yolunda uysal atlarla göllere kadar gezintiye çıkabilirsiniz.

Kilyos’da ne yenir?

Kilyos Çarşı içinde hizmet veren “Zeyno’nun Yeri” temizliği ve lezzetleri ile rağbet görüyor. Midye tava, tavuk şiş, mantar, balık, sucuk, börek, çöp şiş yenebiliyor. Tırmata Plaj sahası içinde bulunan büfelerden aynı fiyata ekmek arası döner bir başka seçenek olarak ilgi görüyor. Kilyos yolu üzerinde bulunan piknik sahaları, sayıları 10 dan fazla olan kır lokantaları, araçları ile bahçe içinde piknik yapmak isteyenlere hizmet veriyor. Şömine Restoran aile işletmesi olup, et balık çeşitleri, uygun fiyatları ile dikkat çekiyor. Kilyos Caddesi No 8 de isteyenler kendi getirdiklerini de yiyebiliyor veya kır düğünleri için davetlerini buradaki 300 kişilik kapalı mekân olmak üzere, 1000 kişilik alanda verebiliyorlar. Kendin pişir kendin ye, mangal, minder keyfi, toplantılar, piknikler, okul yemekleri, şirket yemekleri, Masa tenisi, langırt, voleybol, mini futbol, at, fayton, gezinti arabası gezileri yapılabiliyor. Mönüde ızgara çeşitleri, Balık çeşitleri, Soğuk Mezeler (15 çeşit), ara sıcaklar, tatlılar, alkollü, alkolsüz içecekler bulunuyor.

Turquoise Resort Hotel

KONUM: Sorgun mevkiinde 80.000 m2 üzerine kurulu, denize sıfır tesisin 200 m. uzunluğunda sahili mevcut. Tesis, Side’ye 3.5 km., Manavgat merkeze 4.5 km., havaalanına 65 km. mesafede.
TESİS: 479 odalı tesiste 10 asansör, açık ve kapalı restoran, 4 a’la carte restoran (rezervasyonlu), açık yüzme havuzu, 3 adet su kaydırağı, 7 bar, disco, TV salonu, okuma salonu, oyun salonu, amfi tiyatro, konferans salonu, futbol sahası (45×50 m.), kuaför ve alışveriş merkezi mevcut.

KLİMA: Ana bina merkezi, bloklarda ve villalarda split klima sistemine sahip. Ana binada klimalar hava şartlarına göre çalıştırılıyor.

ODA: 1988 yılında hizmete girmiş tesisin yaklaşık 24 m2 genişliğindeki standart odalarında, TV, minibar, telefon, fön, müzik yayını (TV’den), ana binada zemin halı, blok odalalarda halı ve traverten zemin, banyoda küvet veya duş, balkon. Tesis odaları ana bina, blok ve villalardan oluşuyor.

AİLE ODALARI: Ana bina ve bloklarda bulunan aile odaları 2 odadan oluşuyor ve odalar arasında kapı mevcut. Bloklarda bazı odalar travarten. (Min. 3 kişi. max. 4 kişi.)
PLAJ: Tesisin 200 m. uzunluğunda kumsal plajı ve 2 iskelesi mevcut. Plajdaki şezlong, şemsiye, havlu, minderler ücretsiz. Havlular depozito karşılığı veriliyor. Büyük iskele 20.05.2009 tarihinde hizmet verecek.

SPOR – ANİMASYON – AKTİVİTE: Tesisde animasyon ekibi gün boyu Türkçe ve enternasyonal şovlar sergiliyor. Haftada 3 akşam canlı müzik bulunuyor. Amfi tiyatroda şovlar.

Ücretli: Önceden belirterek çocuk bakıcısı, kuru temizleme, masaj, kuaför, sörf, bilardo, banana, paraşüt, internet, odada kasa, binicilik (2 km. uzaklıkta), tenis (ışıklandırma ve ekipmanları), top ve raket temini, scuba diving, doktor. Spa & Wellness center.

Ücretsiz: Masa tenisi, dart, okçuluk, beach voleybol, fitness center, tenis kortu (gündüz), hamam, sauna, buhar odası, boccia.
ÇOCUK: 2 çocuk havuzu, mini club (4-12 yaş için), çocuk oyun parkı, çocuk büfesi, çocuk animasyonu, aileler çocuklarını en geç 17.00′a kadar mini dub’e bırakabiliyor.

NOTLAR: 75 adet sigara içilmeyen oda, bedensel engelliler için sandelye ve 8 adet engelli odası mevcut. Evcil hayvan kabul edilmiyor.

Sentido Perissia Side

KONUM: Kumköy Yolu, Bingeşik mevkiinde 25.000 m2 alan üzerine kurulu tesis, denize sıfır mesafede ve 200 m. uzunluğunda kumsal plajı mevcut. Tesis, Side’ye 3 km., Antalya Havalimam’na” 65 km. mesafede.

TESİS: 352 odalı tesiste; 11 asansör, 3 açık-1 kapalı yüzme havuzu, çocuk havuzu, 2 adet su kaydırağı, açık- kapalı restoran, disco, okuma salonu, oyun salonu, TV odası, amfi tiyatro, konferans salonu, 5 adet bar, kuaför ve alışveriş dükkanları mevcut.

KLİMA: Merkezi klima sistemine sahip tesiste klimalar yüksek sezonda 24 saat çalışıyor.

ODA: 1997 yılında hizmete giren tesiste, 2005 yılında geniş çapta renove yapıldı. 30 m2 genişliğindeki standart odalarda; TV, minibar, merkezi klima, fön, kettle, telefon, müzik yayını, zemin mermer, küvet ve kısmen balkon mevcut.

AİLE ODALARI: Aile odalarına gelen talepler suit ve superior odalara yönlendiriliyor. (Min: 2 büyük+2 çocuk, max: 4 büyük.)

PLAJ: Otelin 200 m. uzunluğundakumsal plajı mevcut. Güneş şemsiyeleri, minder ve havlu havuzbaşı ve plajda ücretsiz.
SPOR – ANİMASYON – AKTİVİTE: Tesiste soft animasyon mevcut. Türkçe ve enternasyonal şovlar sergileniyor. Akşamları canlı müzik, disco, sinema.

Ücretsiz: Hamam, sauna, masa tenisi, bilardo, dart, voleybol, basketbol, resepsiyon ve odada kasa, fitness center, tenis kortu, kano,¿iobide kablosuz internet.

Ücretli: Çocuk bakıcısı, masaj, güzellik merkezi, doktor, su sporları (sörf, su kayağı, pedalo, banana bot, ringo, jet ski, paraşüt vb.), telefon, faks, fotokopi, internet, kuru temizleme ve çamaşır servisi, tenis topu ve raketi.

ÇOCUK: Çocuk havuzu, çocuk oyun yeri, 10.00-12.00 ile 14.00 16.00 arası mini club (04-12 yaş), çocuk animasyonu.

NOTLAR: Sigara içilmeyen odalar, engelli odası ve tekerlekli sandalye bulunuyor. Evcil hayvan kabul edilmiyor

Royal Dragon Hotel

KONUM: Evrenseki mevkiinde 50.000 m2 alan üzerine kurulu tesis, denize sıfır, şehir merkezine 55-60 km., Antalya Havalimanı’na 48 km. mesafede.

TESİS: 561 odalı tesiste, 9 adet asansör, açık yüzme havuzu, 9 adet su kaydırağı, açık restoran, disco, amfi tiyatro, 9 adet bar, 1 adet pastane oyun salonu, jakuzi, kuaför ve alışveriş merkezi mevcut.

KLİMA: Merkezi klima sistemine sahip tesiste klimalar hava şartlarına göre çalışıyor.

ODA: 2008 yılında hizmete giren tesisin 40 m2 (balkon dahil) genişliğindeki standart odalarında; TV, minibar, merkezi klima, fön, telefon, duş veya küvet, odalarda balkon mevcut.

AİLE ODALARI: Aile odaları geniş ve dublex odalardan oluşuyor. (Min: 2 büyük+2 çocuk, max: 4 büyük)

PLAJ: Otelin kumsal plajı mevcut. Güneş şemsiyeleri havuzbaşı ve plajda ücretsiz. Havlu kullanımı havlu kartı ile ilk değişim ücretsiz, diğer değişimler havuzbaşı ve plajda ücretli.

SPOR – ANİMASYON – AKTİVİTE: Tesiste gün boyu full animasyon mevcut. Türkçe şovlar sergileniyor. Canlı müzik var.
Ücretsiz: Hamam, sauna, jakuzi, masa tenisi, dart, beach voleybol, basketbol, internet (lobby), odada kasa, fitness center, tenis (gündüz), lunapark, motorsuz su sporları.

Ücretli: Çocuk bakıcısı, doktor, masaj, solaryum, kuaför, motorlu su sporları, bilardo, tenis kortu ışıklandırma

ÇOCUK: Çocuk havuzu, oyun yeri, çocuk büfesi, munu club (04-12)

NOTLAR: Sigara içilmeyen ve engelli odası bulunmaktadır. Evcil hayvan kabul edilmiyor.

Paradise Side Beach

KONUM: Titreyengöl mevkiinde 85.000 m2 alan üzerine kurulu, denize sıfır tesisin 260 m. uzunluğunda kum ve platformdan oluşan plajı mevcut. Tesis, Side’ye 6 km., havaalanına 65 km mesafede.

TESİS: 300 odalı tesiste, açık ve kapalı restoran, disco, TV salonu, konferans salonu, 1 açık yüzme havuzu, 3 adet bar, kuaför ve alışveriş dükkanları mevcut.

KLİMA: Merkezi sistem ve split klima sistemine sahip tesiste (enerji kesintileri ve arzalar dışında) klimalar 24 saat çalışıyor.

ODA: 1990 yılında hizmete girmiş tesis 2001 yılında tekrar yenilik gördü. 42 m2 (studio) genişliğindeki konforlu bir şekilde döşenmiş studio odalarda; TV, minibar, merkezi klima, telefon, zeminde seramik duş, WC, küvet, ve b<ı!;;on mevcut. Doğa manzaralı odaları bulunuyor.

AİLE ODALARI: 1 oda+1 salon, 2 oda+1 salon şeklinde A1 ve A2 tipi öv.e.ı jile odaları var.

PLAJ: Tesisin 260 m. uzunluğunda kum plajı mevcut. Güneş şemsiyeleri, havlu ve şezlonglar havuzbaşt ve plajda ücretsiz.

SPOR – ANİMASYON – AKTİVİTE: Tam gün soft animasyon mevcut. 14 kişiden oluşan ekibi ile Almanca ağırlıklı enternasyonal şov sergileniyor.

Ücretsiz: Sauna, masa tenisi, bilardo, dart, voleybol, basketbol, fitness center, tenis (gündüz), kay kay.

Ücretli: Masaj, kuaför, su kayağı, yelkenli, kano, katamaran, banana, paraşüt, internet, odada kasa, tenis kortu ışıklandırma, doktor, bisiklet kiralama ve bisiklet turu.

ÇOCUK: Çocuk havuzu, oyun yeri, saat 10.00-17.00 arası mini club (03- 05/06-13-15 yaş), mini disco, mini büfe, restoranda mama standı, özel şovlar ve renkli aktiviteler.

NOTLAR: Evcil hayvan kabul edilmiyor

Miramare Queen Hotel

KONUM: denize sıfır tesis. Side merkeze 6 km., havaalanına ise 60 km. mesafede.

TESİS: 318 odalı tesiste, 2 adet asansör, 3 su kaydırağı (Miramare Beach’te), 2 adet açık yüzme havuzu, açık-kapalı restoran, bar, disco, animasyon, amfitiyatro, TV salonu, oyun salonu, okuma salonu, kuaför ve alışveriş merkezi. mevcut.

KLİMA: Tesis merkezi klima sistemine sahip.

ODA: 1998 yılında hizmete giren tesisin 24 m2 genişliğindeki standart odalarda; TV, minibar, fön, telefon, zemin halı veya seramik, duş ve küvet ve balkon mevcut.

AİLE ODALARI: Aile odaları geniş odalardan oluşuyor. (Max: 3 büyük+1 çocuk.)

PLAJ: Otelin 200 m. uzunluğunda kum plajı mevcut. Güneş şemsiyeleri, minder ve havlu plajda ücretsiz.

SPOR – ANİMASYON – AKTİVİTE: Tesiste tam gün full animasyon mevcut. 14 kişiden oluşan ekibi ile Türkçe ve enternasyonal şovlar sergileniyor. Canlı müzik haftada 1 kez yapılıyor.
Ücretsiz: Hamam, su kayağı, masa tenisi, dart, voleybol, basketbol, odada kasa, fitness center, tenis.

Ücretli: Sauna, masaj, kuaför, bilardo, kano, banana, paraşüt, internet, tenis (beton zemin, gece), doktor.

ÇOCUK: Çocuk havuzu, mini club, çocuk oyun yeri, çocuk animasyonu.

NOTLAR: Evcil hayvan kabul edilmiyor. Tekerlekli sandalye ve 3 adet özürlü odası bulunuyor. Misafirler, konaklama, yiyecek hariç Miramare Beach’in tüm aktivitelerinden faydalanabiliyorlar.

Şile

Her iki köprüyü kullanarak Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçenlerle, zaten Anadolu yakasında oturup tüm aileyi aracına dolduranlar, otobüsler, motosikletliler tek sıra günün erken saatlerinden itibaren Şile’nin yolunu tutuyorlar. Güzergâh sonunda sadece Şile yok tabii. Kimi daha Şile’ye gelmeden keşfettiği koylara, Riva’ya kaçamaklar yaparken, birçoğu rotayı yolun devamında yer alan diğer nefes borularına çeviriyor. Kabakoz, Ağva ve diğerleri sıcaktan bunalan, stresten yorulan bedenlere doping kaynağı oluyor.

Şile denince ilk akla gelenler Şile Deniz Feneri, Şile Bezi, Şile Kalesi, Akşam güneşi, Ağlayan Kaya Mağaralarıdır ama şimdi geçin bunları bir kalem. İlgi, özlem, her şey Şilenin alabildiğine uzanan parlak kumsalına, sığ denizine.Daha Şile’ye girmeden sola ayrılan yol başında gişeler ve görevliler “hoş geldiniz efendim”lerle karşılıyor sizi, giriş ücreti olarak 12 milyon liranızı alıp, otoparklı plaj sahasına buyur ediyorlar. İlk kez geliyorsanız Tanrım bu ne kalabalık? Yoksa burası Cin Halk Cumhuriyeti mi? Demenize neden olacak bir panorama sizi kökten sarsıyor. Ne var ki bu kalabalıktan hiç ama hiç kimse rahatsız görünmüyor her araç sahibi bir araçlık yer bulduğu anda mıntıkaya yerleşiyor. Bu kâh denize uzak bir nokta veya otoparkın ta gerilerinde bir yer olabiliyor. Süratle yayılıp, beraberlerinde getirilenler piknik sofrası hazırlanıyor. Mangallar yakılıyor, ateşi yelleyenler, kanatları ızgaraya dizenler, yoldan alınan ekmekler, çeşme başında yıkanmış domates, biberler, pet şişelerde sular göze ilk çarpanlar oluyor. Araçların yanı başında yanan mangallara, araçların üzerine konulan kamping tüp ocaklarda katılıyor, yemek sonrası devreye girecek olan semaverler çaylar demlenmeye başlıyor. Bagajlardan çıkarılan battaniyeler, çarşaflarla gölgelikler yapılıyor veya gerçek çadırlar kurulup yemek sonrası rehavet uykularına geçiliyor. Bu araçların bulunduğu kumsalın gerisindeki durum. Bir de kıyı bandı, yani kumsalda ki yaşam var. Güneşliklerle renk cümbüşünü andıran Şile kumsalı şemsiye denizi görünümü ile coşkulu görünümüne coşku katıyor. Aralara serpiştirilmiş şezlonglar da var. Kumu görmenin neredeyse imkânsızlaştığı plaj, deniz içinde yüzmekten ziyade diz boyu suda ayakta duranlarla ilginç bir hal alıyor. 10 metre aralıklarla dizilmiş cankurtaran kuleleri çevresinde 10 bini aşkın deniz sever, ızgara kokuları dumanları arasında tatillerini yapıyorlar. Aslında Şile’ye gelmek öyle çok kolay olmuyor. Sabırsız olduğu kadar sinyal verme alışkanlığı bulunmayan pazar sürücülerinin toplu seyri ile geçilmeye çalışılan yol tüm genişletme çalışmalarına rağmen hala gidişte ve akşam dönüşünde sorun yaratıyor. Doğrusu buya. Şile – İstanbul arası metro veya toplu taşıma ulaşımı daha şimdiden kaçınılmaz gibi görünüyor. Tatil severlerin tüm amaçları bir an evvel Şileye gidip akşam trafiğine kalmadan dönüşe geçebilmek. Şile’nin plajı bu kadar değil, Şilenin her yeri plaj. Örneğin ben denize kumsaldan girmeyeceğim diyorsanız, Şile kayalıkları, Şile dalgakıranı, Şileye komşu diğer koylar hepsi sizi buyur ediyor. Özellikle Dalgakıran da güneşlenip Şile sahiline bakarak, denize girenler nispeten daha temiz bir suda kalabalıktan uzak ücretsiz bir deniz banyosu alabiliyorlar. Dalgakıranda yüzer restoran tekneler de var, ekonomik boyutta balık, midye tava, ekmek arası yiyecekler yapıyorlar, süper manzara, tekne serinliği ile yemekler yenebiliyor. Büfeler içecek ihtiyaçlarını karşılıyor. Limanın biri “Liman” diğeri “Artane” olmak üzere iki büyük balık restoranı da hizmet veriyor. Şileye ilgi böylesine büyük, böylesine kalabalık olunca talepleri karşılamak için adım başında yemek yiyecek bir yerler, seyir teraslı lokantalar kafeler bulunabiliyor. Şimdi biz merkeze gelmeden önce sahilden ayrılıyor. Gerek araçla gerekse yaya olarak geldiğimiz limandan yukarı tırmanıyor, Şile’nin cıvıl cıvıl çarşısına dalıyoruz. Sağlı sollu evler, aralarda eski olup restore edilerek makyajlanmış olanlar, dükkânlar, butikler, lokantalar, dondurmacı, pastane, emlak ofisleri çeşitleriyle dükkânlar devam ediyor. Dışardan baktığınızda albenisi pek belli olmayan lokanta ve kahvelerin içine girince anlıyorsunuz özelliklerini. Birçoğu iskeleler üzerine kurulu ahşap teraslı, balkonlu olup, yukarıdaki satırlarda cümlelerle çizmeye çalıştığım plaj tablosunu uzaklardan seyreden manzaraya, daha doğrusu göze sığmayan panoramaya sahip. Ne yediğiniz pek önemli olmasa da 3 tane çöpe dizili, yanında taratorlu midye tava, soğuk bir bira bile manzaranın keyfine varmanıza yetiyor. Gerisi size kalmış. İster balık, ister et, ister bir küçük şarap veya soğuk bir meşrubat, bir de patates tava. Çarşının butikleri yöreye has Şile bezi bluzlar, etekler, geceliklerin satıldığı yerler olunca yerli yabancı hanımların gözdesi oluveriyorlar. Şile bezi kumaş olarak Şileye yakın bir başka köy olan Kabakoz’da dokunuyor. Yıllardan beri Pazar Şile’de kurulduğu için köylüler dokudukları kumaşları Şile pazarına getiriyorlar. Kumaş da bu nedenle Kabakoz bezi değil Şile bezi olarak anılıyor. Şile bezine tekrar dönmek üzere ilçe merkezine olan yürüyüşümüze devam ediyoruz. Solumuzda belediye devamında Mısırlı Hadice Hanım Hazretleri 1287 tarihli suyu akmayan çeşmesi sonrasında, Şile bezi üzerine motif işleyen bir genç kız heykeli, tek sıra araç parkı dikkat çekiyor. Pazar kalabalığından payını almak isteyen birkaç köylü yöresel ürünleri açtıkları tezgâhlarda satmayı beklediği görülüyor. İlçe merkezi bir tarafında yeni yapılan kocaman bir cami, diğer tarafında İstanbul Şile arası yolcu taşıyan otobüslerin terminali. Kalkış saatini bekleyenler ve de omuz omuza vermiş lokantalar, dürümcüler, İskender, döner, lahmacun, pide, tavuk aklınıza gelen her şey var olduğu fast food lokantalar. Mecburi duraklardan sayılan bu dairesel meydan özellikle gençlerin büyük ilgisini çekiyor. Gezmeye, denize, güneşe daha çok zaman ayırmak isteyenler, motosikletçi gruplar kasklarını (başlıklarını) çıkardıkları gibi masalara yerleşiyor, hızlı servislerle kısa sürede yemek problemlerini en ekonomik koşullarda hallediyorlar. Çarşının olduğu gibi, meydanın da plaja çıkan inen yokuşları geçitleri bulunuyor. Sonuçta her yol meydana çıkıyor, her yol plaja iniyor.

Şile Bezi : Bu yıl 19 uncusu düzenlenen uluslar arası Şile Bezi Festivali 16-23 Temmuz tarihleri arasında yapılmış. Sevilen sanatçıların vermiş oldukları konserler, folklor oyunları, çeşitli etkinlikler bir yana genç kızların el emeği göz nuru dökerek işledikleri motiflerle hayat bulan bluzlar gerek festivalin gerekse Şile’ye gelen turistlerin en çok rağbet ettikleri hediyeliklerinin başında geliyor. Kabakozda dokunan bezler deniz suyunda yıkanıyor, biçimlenip tasarım uygulanıyor, sonrada sempatik motifler el nakışlı işleniyor.
İşlemede kullanılan motiflerin iplikleri çamaşır ipeği, katon iplik kullanılıyor. Bu iplikler 30 derece sıcak suda çamaşır makinesinde yıkansa bile beze boyama yapmıyor. Şile bezi ise terletmiyor bilhassa Şile bezi gecelikle uyuyan hanımlar huzurlu, vücut için sıhhatli ve rahat bir uyku uyuduklarını belirtiyorlar. Halk Eğitim Merkezi kursiyeri, dernek üyesi, işletmecilik yapan İlgin Akgün sipariş üzerine de çalışmalar yaptıklarını belirtiyor. Şile Bezi motiflerini yozlaşmadan en güzel şekilde itina ile bezlere işlediklerini anlatıyor. Özellikle Yoncalı Yıldız, Sevda Çiçeği, Çatlak Kahve, Yeminli Örnek, Kartopu, Eğrelti, İncili Sarma, Gazi Sofrası, Yasemin, Hanım Yanağı, Kabak Çiçeği gibi motifler genç kızların hünerli elleriyle buluz, elbise, geceliklerde hayat buluyor.

Şile Deniz Feneri : Şile’nin hemen hemen her yerinden görülebilen deniz feneri 08.Ağustos.1856 tarihinde hizmete girmiş. İstanbul Boğazının en kritik yerlerinden biri olan mevkide hizmet veren renkli taşlarla inşa edilmiş olan fener, Fransız fenerler idaresi tarafında yapılmış Türkiye’nin en büyük feneri olma özelliğine sahip. Denizden 60 metre yükseklikte olup 19 metre yüksekliğindeki fener kulesi cihazıyla beraber günümüzde orijinalliği ile korunmaktadır. Şehir cereyanı ile çalışıp ışığı 20 mil mesafeden görülebilen fener çevresinde ise günübirlik ziyaretçilerin dinlenme parkı olarak ziyaret ettikleri Kavala Parkı bulunuyor.

Şilenin Tarihçesi : Şile ismi kekik olarak anılan aroması yüksek bir bitkiden almış. Halk arasında İstanbul kekiği olarak biliniyor (Origanum Heracleoticum). Şile M.Ö.7. yy la uzanan tarihinde Frig, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı uygarlıklarına ev sahipliği yapmış. Bölgeye ilk yerleşenlerin Bitinler olması bölgenin Bitinye olarak anılmasına neden olmuş. Türkler osmanlılar döneminde yerleşmeye başlamışlar. Yöre 500 yıl Osmanlı hükümdarlığında kalmış. 1918 Mondros antlaşması ile İngilizlere bırakılmışsa da Kurtuluş savaşı sonrası 1922 de Şile’de tekrar Türkler egemen olmuş. Cumhuriyetin ilanı ile beraber Belediye yapılmış. Tabiat ve kültür varlıklarının zenginliği, turistik potansiyelin kapasitesi günümüzde de Şile gözde tatil beldelerinden biri olma özelliğini sürdürüyor.

Şileye nasıl gidilir?
İstanbul-Şile arası 55 km lik asfalt yol. Güzergâh mide bulantısına neden olacak virajlardan arınmış. Eksiklerine rağmen birçok yeri otoyol kalitesine yakın denebilir.Bazı bölümlerde iyileştirme, yeni şerit ilavesi gibi nedenlerle yol çalışmaları yapılıyor. Otobüs yolculuğu için kişi başı 6,5 milyon ücret alınıyor hafta içi bir buçuk saatte Şile’den İstanbul’a gidilebiliyor. Pazar günü için yolculuk süresini kimse bilemiyor! Hafta içi her 20 dakikada bir otobüs kalkıyor. Pazar günleri saat 16.00 dan sonra her 5 dakikada bir otobüs seferleri yapılıyor. Akşam dönüşüne katılan Ağva yolcuları ile birleşen tatilciler güzergâh boyunca bazı bölümlerde beklemek zorunda kalıyorlar. Avrupa yakasından gelenler 1. veya2. Köprüyü geçtikten sonra Şile çıkışından saparak yön tabelaları doğrultusunda gelinebilir. Anadolu yakasından yola çıkanlar Bostancı- Erenköy tarafından 2. köprü yoluna girerek şile çıkışını kullanabilirler. Veya Altunizade Capitol Alış veriş Merkezinin önünden geçip, şile sapağına kadar dönerek yola devam etmeliler. Şile otobüslerinin kalkış noktası ise Üsküdar’da bulunuyor.
Şile, Yeşilçay Ağva, Üsküdar Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi :
Merkez Şile: 0(216) 712 20 70 – 712 20 71
Üsküdar 0(216) 334 11 24 – 391 13 47
Ümraniye 0(216) 328 36 34
Ağva 0(216) 721 83 39
Doğancılı 0(216) 737 40

Şile’de ne yenir?
Şile çarşısı, plaj bölümü, ilçe merkezi, seyir terasları, liman çevresi ve konaklama tesislerinin zengin çeşitler sunan restoranları her keseye hitap edecek lezzetleri, zengin mönüleri ile hizmet veriyorlar.Liman restoranları, liman içi yüzer tekne lokantaları, seyir teraslı kafeler, kahveler, soluklanmak için seçim yapmakta zorlanacağınız cazibeye sahip yerler.

Çeşme

Çeşme

Çeşme tatil beldesi, kendi adıyla anılan yarımadada, İzmir’in batısında yer alan Çeşme, İzmir’e yakınlığı ile özellikle İzmir’de oturan ve keyifli yaz akşamlarına düşkün İzmirliler için Çeşme tatil yerleri listesinin başında geliyor. İzmir gibi bir merkeze yakınlığı, Ege insanının sıcaklığı, doğa açısından şanslı bir yöre olması, Çeşme’yi mutlaka görülecek tatil mekanları arasında üst sıralara çıkarıyor. Anadolu’nun her köşesinde rastlayabileceğiniz antik eserleri Çeşme’de de görebilirsiniz, ama bizce Çeşme’yi tarihi için değil güneşi, kumu ve cıvıl cıvıl gece hayatı için tercih etmelisiniz. Çeşme tatil cennetinde ilginizi çekebilecek başlıca eserler ya da bölgeler şunlardır: Çeşme Kalesi, Kervansaray, Çeşme Ilıcaları, Şifne (Reisdere) Kaplıca ve Çamuru, Yat Limanı, Alaçatı İskelesi, Çeşme-Altınyunus Yat Limanı.

Marmaris

Marmaris

Ege kıyısında yeşilin ve mavinin tadını çıkarabileceğiniz Marmaris tatil mekanları içerisinde üst sıralarda tercih edilen bir tatil beldesidir. Marmaris otelleri pek çok gelir grubuna hitap eden alternatifleri ile, Marmaris limanı turizme elverişli yapısı ile yerli yabancı her tabakadan ziyaretçiye güzel bir Marmaris tatil tecrübesi yaşatma konusunda iddialıdır. Körfezin uygun yapısı, su sporları için uygun ortam hazırlamakta, beldeyi çepeçevre saran ağaç dolu ormanlar yeşil örtüyü oluşturmaktadır. Diğer tatil mekanları ile bağlantı içinde olması ve onlara giden yollara yakın olması, ikliminin yumuşaklığı Marmaris’i tercih edilir bir tatil yeri kılmaktadır.Marmaris tatil cennetinde ilginizi çekebilecek başlıca eserler ya da bölgeler şunlardır: Marmaris Kalesi, Taşhan ve Kemerli Köprü, Physkos, Loryma (Bozukkale), Amos, Cedrae, Hydas, Erine, Castabus (Pazarlık), Saranda (Söğüt), Bybassios, Euthenna (Altınsivrisi), Sarıana Türbesi, İbrahim Ağa Cami, Cennet Adası, Fosforlu Mağara, İçmeler, Turunç, Kumlubük, Çiftlik, Günnücek, Yalancı Boğaz, Turgut (Şelale), Bozburun, Marmaris Müzesi.

Side

Side

Antalya-Alanya karayolunun 72. km’sinden güneye dönen yol 6 km sonra günümüzün en tanınan turizm merkezlerinden Side’ye ulaştırır. Side güncelliğini şüphesiz 1947 yılında İstanbul Üniversitesi’nden merhum Prof. Dr. Arif Müfit Mansel ve ekibince aralıklarla sürdürülen kazı ve onarımlarla günışığına çıkan Roma imparatorluğu kalıntılarına borçludur.

Side’nin Akdeniz’e uzanan küçük bir yarımada üzerinde İ.Ö. 7. yüzyılda batı anadoluda yaşayan Kymeliler (Bugünkü Aliağa) tarafından kurulduğu söylenir. Ancak şehri kurdukları iddia edilen Kymeliler zamanla kendilerini unutarak Side dilini kullanmaya başlamaları kuruculuktan çok güneye göçü ve yerli halka karışımı işaret eder. Şehirde kullanılan yerel dile göre SİDE “Nar” anlamına gelmektedir ki “Nar” Anadolu’nun bereket sembollerinden olup Roma İmparatorluk dönemine dek şehrin sembolü olarak Side sikkelerinde kullanılmıştır.

Şehrin tarihi kaderi bölgeninkinden farklı değildir. İ.Ö. 6. yy’da Lydia, 5.yy.’da Pers, 4. yy’da İskender, ardından da Hellenistik krallıkların egemenlikleri izlenir. Şehrin en parlak dönemi İ.Ö. 1.yy.’da Roma ile ilişkilerin kurulmasıyla başlar. Bu parlak dönem İ.S. 3. yy’a kadar sürer. Side bu dönemde hem Akdeniz’in en önemli liman kenti ve en işlek esir pazarı, hem de kültür ve eğitim merkezi olmuş, bugün dahi ayakta olan görkemli yapılar bu dönemde inşa edilmiştir. Şehir önemini 5. yy. sonunda kaybetse de 1.yy’da tamamen terk edilene dek küçük bir Hristiyan kenti olarak hayatını sürdürmüştür. 10. yy’dan sonra gerek depremler gerekse savaşlar nedeniyle şehrin yanıp, halkının Antalya’ya göç ettiği anlatılmaktadır 10. yy Bizans tarihçileri Side’nin korsan yatağı olduğunu, Arap coğrafyacı İdrisi (1150) yangınlar sonucu terk edilen bu önemli liman kentinin halkı, Antalya’ya göçtüğünden “Yanık Antalya” olarak anıldığını söyler.

Side’de son yoğun yerleşim 1895 yılında Girit adasından göçen Türkler tarafından gerçekleşmiştir. Kalıntılar üzerindeki Selimiye adlı balıkçı köyü bugünkü çekirdeğini oluşturmuştur. Bugün asfalt kaplı olan ve her iki yanında yer yer sütunlu galerinin izlenebildiği ana cadde, agora ve tiyatrodan sonra yarımadayı kat ederek limana ulaşır. Akdeniz’in en işlek limanlarından biri olan Side, bu yoğun işlerliğinden dolayı sık sık dolup kirlenmekteydi ki temizlenmesi şehirlilerce yürütülen zor işlerden biri kabul ediliyordu. Zamanla bu güçlük yörede bütün güç işler için kullanılan “Senin işin Side limanına dönmüş” özdeyişi halini almıştır. Agoranın karşısındaki onarılmış hamam kompleksi günümüzde Side Müzesi olarak kullanılmakta, kazılarda ele geçmiş tüm buluntular değişik mekanlarında sergilenmektedir.

Side Tiyatrosu tipik Roma devri özellikleri gösterir. Yaklaşık 15.000 kişilik kapasiteye sahip olup onarım çalışmaları devam etmektedir. Anıtsal girişin önünde küçük boyutta tiyatronun tanrısı Diansos’un tapınağı yer alır. Bugün alışveriş merkezi halini almış olan ana caddenin sonundaki limanın batısında yer alan iki tapınak şehrin en anıtsal Roma dönemi yapılarıdır. Kısa kenarlarında 6, uzun kenarlarında 11 sütunla çevrelenmiş olan tapınaklarından biri Athena, diğeri ise Apollon’a ait olup Apollon tapınağının 6 sütunu Prof. Dr. Jale İnan ve ekibinin inanılmaz gayretleri ile yeniden ayağa kaldırılmıştır. Tapınak alanı gerisindeki kemerli ve devşirme malzemeli kalıntılar ise Bizans dönemi bazilikasına aittir. Akdeniz’in tipik güneşli yazı görülmektedir. Kışı ise kurudur. Yüzmek için Nisan- Kasım ayında su sıcaklığı 27Cº’ dir.

Titreyengöl 3000 m2′lik bir alana sahiptir. 22 tesis ve 18.000 yatak kapasitesini içerisinde bulunduran Titreyengöl, içinde karabataktan Pekin Ördeğine kadar çok sayıda kuşu barındırmaktadır. Titreyngöl’ün ise ilginç bir hikayesi vardır. Rivayet göre, gölün kenarında yaşayan ve kuşları besleyen yaşlı bir balıkçı oturmaktadır.

Kuşlar yaşlı balıkçıyı gölün kenarında gördüklerinde kanatlarını çırparak ona doğru gelirdi. Bir gün bu gölde avlanan avcılar su üstündeki ördekleri vurur. Yaşlı balıkçı bunun karşısında avcıların üzerine yürür ve onları avlanmaktan vazgeçirmeye çalışır. Avcılar yaşlı adamı iter ve su üstündeki vurdukları ördekleri almaya çalışır. Bu sırada diğer ördekler hep birlikte havalanarak kanatlarıyla bir hortum oluşturur ve avcıları kaçırırlar. Bu olaydan sonra göl hep titremeye başlar. Bu titremeye yöre halkı, kuşlar yaşlı balıkçıya ağlıyor diye yorum yaparlar.

Manavgat – Side tatil cennetlerinde ilginizi çekebilecek başlıca eserler ya da bölgeler şunlardır: Etenna, Seleukia, Side Müzesi, Altınbeşik Mağarası, Alabalık Vadisi, Manavgat Şelalesi.